14 Mart 2018 Tıp Bayramı Etkinlikleri

Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü ile Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak ortaklaşa düzenlediğimiz 14 Mart Tıp Bayramı etkinliğimiz İl Protokolü, Üniversite yöneticilerimiz,  Basın Mensupları, Davetliler, Aile Hekimlerimiz, Öğretim üyelerimiz ve Hastane Yönetici ve Hekimlerimizin katılımıyla Baş Öğretmen salonunda saat 10.00 da kutlanmıştır.

Sayın Valim, Sayın Belediye Başkanım, Sayın Topçu Tugay Komutanım, Değerli Dekanlarım, Değerli Kurum Amirleri, Saygı değer Misafirlerimiz, Değerli Basın mensupları, Öğretim Üyelerimiz, Meslektaşlarım ve Sevgili öğrenciler,

14 Mart Tıp Bayramı törenimize hoş geldiniz diyor hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yılki kutlamalarımızı geçen yıl olduğu gibi Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte yapmaktayız. Birçok etkinlik, birlikte düzenlenmiştir. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Hekimlik mesleğinin tarihçesi Türk Toplumunda binlerce yıl öncesine gitmesine rağmen, Osmanlı ve Batı tıbbının önemli kesişme noktalarından biri olan 14 Mart 1827 tarihi, modern tıbbın ülkemizde başladığı tarih olarak kabul edilmiştir. 14 Mart Tıp bayramı olarak ilk defa, 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, İşgal güçlerine tepki olarak tıp öğrencileri tarafından kutlanmıştır. Bu tarihten itibaren her 14 Mart, Türkiye’de Tıp Bayramı olarak kutlana gelmiştir.

Sultan II. Mahmut tarafından 14 Mart 1827 yılında açılan modern anlamda ilk tıp Mektebi olan Tıbhane-i Âmire de askerî ve sivil tabipler beraberce tedrisat görürdü. Ordunun ihtiyacı olan Tabip, Eczacı, baytar ve dişçiler de buradan yetişirdi. Bir süre sonra, askeri hekim yetiştiren kısmı Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şahane(Askeri Tıbbiye) ve sivil kısmi ise, Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne (Sivil Tıbbiye) adını alarak Avusturyalı hekimlerce yeniden düzenlenmişlerdir. Sultan Abdülmecid, Tıbhane-i Âmire ile yakından ilgilenmiş; eğitim yılı sonundaki sınavları bizzat takip etmiş ve Mezunlarını yeni bir sınav için Viyana ya göndermiştir. Zamanın ünlü hocalarınca yapılan sınavlarda başarılı olanlar, Avrupa Standartlarında Hekim ünvanını almışlardır.

Hekimlik, kutsal ve ulvi bir meslektir. Bu mesleğin erdemini ve güzelliğini ben 40 yıla yakın meslek hayatımda her an hissettim. Bir hastamın tedavi olduktan sonra taburcu edilmesi ve giderken teşekkür ettiği andaki konuşmaları ve duaları aslında bu mesleğin şerefini gösterir.

Tüm meslektaşlarıma ve öğrencilerime benim tavsiyem, kendilerinin önce iyi ve örnek bir vatandaş, daha sonra her ortamda saygınlığını hissettiren iyi bir hekim olmalarıdır. Bu böyle olduğu sürece 14 Mart Tıp Bayramları bizim için değer kazanacaktır.

Hipokrat diyor ki; “ Tıp bir sanattır.” “ Hem de ondan insanlık sevgisinin kopamadığı çok zor bir sanat.” Gerçekten Hekimlik mesleğinin temelini insan sevgisi oluşturur. Bu sevgi, insana verilen sağlık hizmetinin de, motivasyon kaynağıdır, bu sevgi, hiç bir meslekte görülmeyen, hekimlik mesleğine güvenin de bir ifadesidir.

Günümüzde hekimlere yönelik birçok olumsuzluğa karşın, hastalarımız karşılık beklemeden “derdine derman olan hekiminin değerini çok iyi bilir”, sevgi, minnet, saygı duyar, kendi ölçülerinde hekimine ve hizmet aldığı kuruma bu duygusunu yansıtır. Bu, hemen hemen hiçbir meslek üyesinin göremediği bir davranıştır. Kanaatimce bu, Hekimlik Mesleğinin kutsal olmasının en önemli nedenlerinden biridir.

Şu unutulmamalıdır ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk kendi sağlığını Türk Hekimlerine emanet etmiştir. Sizlerin de, hangi mevki veya konum da olursanız olun, sağlığınızın güvencesi biz hekimleriz. Ayrıca, hekimler iyi günde güvenilir iyi bir dost, kötü günde güvenle tutunacak bir daldır.

Tıp Fakültemizde yetişmiş öğretim üyelerimizin ve nitelikli sağlık elemanlarının sayısı arttıkça, yeni gelişen teknolojik olanaklara kavuştukça, araştırmaya yönelik alt yapı ve çalışmalara gereken önem verildikçe, şehrimizde verilen sağlık hizmetlerinin kalitesi artacaktır.

Bu anlayışla Erzincan da görev yapan yaklaşık350 hekim arkadaşımızla bizler, imkânlar ölçüsünde iyi bir sağlık hizmeti verdiğimize inanıyoruz.

Daha iyi koşullarda daha kaliteli hizmetin mümkün olabileceğini düşünüyoruz ve bunu gerçekleştirebilmeyi arzu ediyoruz. Ulusal ve uluslararası standartlarda kaliteli bir sağlık hizmeti ancak; iyi eğitilmiş hekim ve sağlık personelinin yanı sıra modern bir fiziksel alt yapısıyla mümkündür.

Kimsenin kuşkusu olmasın; Hekim, hangi koşulda olursa olsun, savaşta ve afette olduğu gibi hiç düşünmeden görevini en iyi şekilde yapmaya çalışır. Bunun unutulmaz örneği 1915 de, Çanakkale savaşına giden tıbbiyelilerin Anafartalar ve Conkbayırı’ nda tümüyle şehit olmalarıdır, sonuçta o yıl Tıbbiye mezun verememiştir. Hepsini rahmetle yâd ediyoruz.

Bu vesile ile Ülkemizin güvenliği için Şehit düşen asker ve güvenlik mensuplarına Allahtan Rahmet, Gazilerimize acil şifalar, milletimize sabırlar diliyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını şahsım ve kurumum adına kutluyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Prof. Dr. Vahdet Gül